Sonsuz Ulu Seferin
← Şiirlere dön

Tasavvuf

Sonsuz Ulu Seferin

Arayışımız ezelden, dedin: "Kulum gel beri." Cebrail nefes verdi, bu yoldan dönmem geri. Yolum düzlüğe çıktı, tez vakit kavuşalım; Kavuşalım da gayrı, bu hasret yakar beni. Ayrılık âleminin farkına vardık, şükür. Çıkıp yokuş yolları düzlüğe vardık, şükür. Şimdi artık muradım varmaktır dergâhına, Derd edip ulu aşkın yanmaktır cananıma. Bitmedi mi sınavların, sabrımız yok; barışak. Sabrı karar eyleyip deryalara karışak. Ömrü nice kış geçirdik, olmadı baharımız; Baharda çiçek açıp aşkın aşkın kokuşak. Gerçek âşıkların var, nice yolların koşar. Aşk atına binerek gerçek menzile uçar. Kanatlanıp varırlar mirac-ı huzuruna; Ah, göreler cemalini... Yıldızlar nurun saçar... Aşkın ile yananlar bence çok şanslı idi. Biz yanamadık aşkına, gönlümüz paslı idi... Aklın ipinden tuttuk, geldik bu dem makama; Bilmezem neresidir, rehberim pek lâl idi... Aklım seni sorgular, bulur Âdem'de nefsin. Yıkar çetin putları, kırar gönül kafesin. İlmin ile kurulur tende gönül sarayım; Orada zikreylecek aldığım her nefesin... Gör bu hüzün bürümüş gam çeken serdarını. Gör bu derdine düşmüş âşık-ı rahvanını. Vuslata hasret güden dertlerinin çobanı; Gör bu biçare derviş, sözcükler üstadını. Görseler mah cemalin bütün ahvâm-ı beşer, Bir cümle din değiştirir, hakikatine koşar. Akarsu nehir olur, dolar deryalar taşar; Âşık olur dervişler, döner pervane gibi. Nurun semayı kaplar, kâinatı bürümüş. Girmiş insan sıfatına, aşkın almış yürümüş. Yaşamayan bilmezmiş bu nazlı güzel derdi; Derdinin dermanına ten sararıp kurumuş. Sensin ulu derdinden deryaları çağlatan, Asırlar boyu süren nehirleri ağlatan. Varoluş efsanesi yaşanıyor film gibi; Âşıkların feryadı hüzünlü sahne idi. Âşıkların bu filmin başrolünü oynadı. Çektiği cefaların sancısını duymadı. Aşkın ile bağladın elin kolun neferin; Gayet de şanlı idi sonsuz ulu seferin.